Eşcinsel bireyin devlet ve kapitalizm içerisindeki yeri..

Eşcinsel birey günümüz erkek egemen toplum ve onun yansıması olan heteroseksist zihniyet içerisinde yalnız ve savunmasızdır. Gizlidir ve gizli olmak zorunda olandır. Çünkü resmi ideoloji yani devlet onu yok sayar, küçümser, gizli olmak koşulu ile toplum içerisinde yaşamasına kendi belirlediği kurallar dahilinde izin verir. Eşcinsel heteroseksüel gibi göründüğü müddetçe sosyal hayatta yer edinebilir. Aynı zamanda toplumsal ahlak yapısı dinin etkisiyle eşcinseli farklılaştırır. Toplumun farklı olana bakış açısı ise linç kültürü olduğu için, yalnız eşcinsel birey kendi içsel sorunlarıyla birlikte iç psikolojik tramvalarıyla yaşamaya mahkum edilmiştir. Militarist bakımdan eksiktir, tamamiyle sağlıklı olduğu halde sadece cinsel tercihi onu çürütmüştür. O artık çürüktür. Tıpkı bir ağacın dalında çürümüşte dalından koparılıp çamurlu toprağa atılmayı bekleyen çürük meyveler gibidir. Bu savunmasızlığa en iyi savunması yalanları olmuştur eşcinsel bireyin. Onlar gerçek hayatta en iyi oyunculardır. Bir çoğu tiyatro ödüllerine layık oyunlarla yaşar kendi yalan dünyalarında. Maskeleri vardır onların. Bu maskeler erkek egemen zihniyete karşı en iyi kalkanlardır. Savunmasızlıklarını bu kalkanlarla örtü verirler.

Devlet yasalarıyla vatandaşlarına özgür yaşam için bazı haklar verir. Bireyin özgürlüğü yasalarca kutsaldır. Peki özgür birey kimdir? Bu noktada yasalar özgür birey modelini tasvir eder. Peki özgür bireyin modeli çizildikçe bireyin özgür olabilmesi mümkün müdür?. İki model alınıyor; biri erkek, biri kadın. İyi vatandaş prototipini oluşturmak için bu modeller sabitleniyor . Oysa insanı hayvanın doğasından ayıran şey insanların birbirlerinden farklı olmasıdır ve bu farklılıkların toplumsal yaşama bir zenginlik katmasıdır. Devlet kendi resmi kurumlarıyla bu farklılıklar zenginliğinin oluşumunu engeller. Model çok basittir. Bu modeli uygulamalı olarak da devletin ideolojik aygıtı olan medyayla, özellikle televizyonla kitlelere ulaştırır. Bu model dışında yaşam modeli tercih edenler uyumsuz vatandaş sayılır. Model ulusalcıdır. Dili, dini, bakış açısı ve cinsel tercihi tüm vatandaşların benzer olmalıdır. Resmi ideolojiye göre ancak bu şekilde olursa birey mutlu ve özgür olur. Bir milletin dilini akılcı politikalarla değiştirebilirsin. İnsanların inanç dünyasına girip dinlerini yönlendirebilirsin. Çocukluktan itibaren diğer bir ideolojik aygıt olan eğitim sistemiyle insanların bakış açılarının temellerini oluşturabilirsin. Sıra cinsel tercihe gelince resmi ideoloji tökezlemeye başlar. Psikiyatri kurumlarını devreye sokar fakat resmi ideoloji cinsel tercihin değiştirilemez olduğunu kabul etmez, edemez. Nüfusa oranlarsak yaklaşık %10’luk bir kesim eşcinseldir. Resmi ideoloji bu oranın bilincindedir . Bu durumda resmi ideoloji eşcinselleri sisteme entegre etme çabasına girişir. Bu da çok çeşitli eşcinsel bireyleri ortaya çıkarır; milliyetçi-eşcinsel, dindar-eşcinsel, feodal-eşcinsel, vb. Bu bireylerin eşcinselliği gizli yaşamasına izin verir. Eşcinsel birey yalnız birey olduğu için de örgütlenme potansiyeli oldukça düşüktür. Hele bir de üzerine diğer ulusalcı etiketler eklenince kendi kendinin en büyük düşmanı olarak çıkar karşımıza. Örgütlü eşcinsel gruplarına saldırması bu yüzdendir. Çünkü devlet ideolojisi potansiyelin farkındadır. Tüm eşcinseller bilinçli olsa ve parti kursalar meclise rahatlıkla girebilirler. Tabi bu sadece bu sistemde ütopik bir düşünce olarak kalacaktır. Sosyal hayatta heteroseksist rolleriyle yaşamlarını gizli olarak sürdüren eşcinseller problem olşturmazken açık yaşayanlar sisteme tehdit oluştururlar. Bu oran ise eşcinsellerin oranı içerisinde tahmini olarak %0.0065’ini oluşturur. Bu açık yaşayan eşcinsellerin ise yine tahmini olarak %10’nu gibi çok az bir kısmı örgütlülüğü savunuyor. ( Türkiye nüfusu 72.000.000, potansiyel eşcinsel nüfusu 7.000.000, açık yaşayan eşcinsel nüfus 45.500, Örgütlü ya da örgütlü olunması gerekli düşüncesinde olan 4.500 – oranlar sadece tahminidir, gözleme dayalıdır. ). Bu oran bize gösteriyorki toplumda eşcinsellerin büyük bir bölümü gizli, yine büyük bir bölümü ise eşcinselliği kendi içinde bastırmış olarak yaşıyor. Zararlı çıkan ise toplum oluyor. Çünkü eşcinseliği, toplumsal ahlak, resmi ideoloji ve feodal sistem söylemlemlerinden dolayı kendi içinde bastıran sayısı oldukça fazla. Bu bastırılmış eşcinsel birey kendini tanımlamakta toplumsal baskıdan dolayı ürkekçe tavır sergilerken, bir heteroseksüele göre daha saldırgan homofobik davranışlarda bulunabilir. Bu bireylerin suç işleme potansiyeli yaşadıkları derin nevrotik travmalardan dolayı daha yüksektir. Eşcinselliği gizli yaşayan birey ise gizli de olsa cinsel tercihini yaşadığı için almış olduğu travma kendini rahat ifade edememesine ve topluma ayak uyduruyomuş gibi davranarak yapmış olduğu rolle derin olmayan şizofrenik bir bağ kurmasına vesile olur. Problem aslında çok büyüktür; Buz dağının görünmeyen kısmı daha suyun altındadır ki biz daha buz dağının görünen kısmını idrak edememişken bütünü görmeye gücümüz yetmeyecektir. Belki de resmi ideoloji bu durumun farkındadır. Fakat tüm sorunları öteleyen resmi ideoloji bu sorunu da ötelemiş ve diğer sorunlarda yaptığı gibi yok saymıştır, inkar etmiştir. Tam da bu noktada küreselleşen dünyada başka bir etken problemli eşcinsel bireğin dünyasına girer; kapitalizm.

Eşcinsel bireyi farklı kılan bir özellik vardır. Bu özellik Kendiyle olan savaşımları sırasında acısını toplumsal değil de bireysel yaşamasıdır. Acı insanı olgunlaştırır. Bu olgunlaşma süresince eşcinsel birey düşünsel olarak hep üretken tavırlar sergiler. Yaratıcı bir yanı vardır. Genelde bilimde, sanatta, hatta siyasette bile ilericidir, çözümcüdür. Kapital sermaye sahipleri zamanla bu durumun bilincine varmışlardır. Eşcinsellere eğitimli ise çalışma olanakları sunmaya başlamışlardır. Fakat eşcinsellerin başarı sahibi olması örgütlenme potansiyellerini arttırdığı için resmi ideoloji bu duruma müdahalede geç kalmıştır. Fakat zamanla dünyanın büyük şehirlerine hem okumak ya da çalışmak amacıyla hem de birbirlerine daha kolay ulaşmak ve hayat arkadaşı aramak için yerleşen eşcinseller kapital sermayedar gözünde potansiyel oluşturmaya başlamıştır. Eşcinseller büyük şehirlerdeler ama buluşacak noktaları yok. Resmi ideoloji örgütlenmeyi terörist bir olgu olarak zihinlere algılatmasından dolayı eşcinsel bireyi politik eşcinsel örgütlerden de uzak tutmuştur. Bir yandan da yeni gelişen kapialist zihniyet eşcinselleri daha rahat işe almaya başlamış ve hatta iyi mevkilere getirmiştir. Çünkü okumuş ve bilinçli eşcinsel birey çocuk sahibi olmak istememesinden dolayı aileye vereceği sorumluluğu işine ve amacına yönlendirmiştir. Devlet kavramında özgürlükten bahsetmiştik ama başka bir özgürlük var ki devlet bu özgürlük alanına fazla müdahale etmez. Bu özgürlük alanı ise; “eğer paran varsa özgürsündür” anlayışıdır. Yani paran var ise ve devlete vergini veriyorsan resmi ideoloji eşcinsel bireyin eşcinselliğini sorun olarak görmemeye başlar. Rahat yaşamak istiyorsan buyur sen de para kazan der. Çok ilginçtir ki eşcinseller bu noktadan sonra kendilerini para kazanmaya endekslemişlerdir. Çünkü bir eşcinsel birey için para demek mutluluk demek, özgürlük demektir. Kazanılan paralar eşcinsel bireyin çocuklu ailesi olmadığı için banka hesaplarında birikir. Bu birikimden nemalanmak için kapitalist anlayış her alanda olduğu gibi bu alanda da çabuk davranmıştır. Eşcinsellere yönelik markalar üretmiş, eşcinsel modasını oluşturmuş ve büyük şehirlerde buluşma noktaları olarak oldukça fazla barlar ve kulüpler açmıştır. Üstelik bu barlar ve kulüpler pahalıdır. Eşcinsel bireyi seçeneksiz bırakır. Sürekli bu barların sadece eşcinsellere yönelik olması da eşcinsel bireyi toplumdan koparmaya başlar. Böylece eşcinsel birey banka hesaplarındaki biriken parayı harcayacak yeni sermaye anlayışı için zemin hazırlar. Yani “pembe sermaye” diğer sermaye biçimlerin arasında ismini duyurmayı başlar.

Artık günümüzde eşcinsel birey resmi ideoloji söylemlerinden kaçmak için kapitalist dünya görüşünde kendini konumlandırıyor. Denize düşen yılana sarılır anlayışıyla kendi varolma mücadelesini kendini tanımlamaya başladığından beri hep yalnız yapıyor. Bu yüzdendir ki çok da kolay yönlendirilebiliyor. Şayet politik eşcinsel örgütlenme bilincini alıp örgütlenmedikçe, kendinden sonra başka bir coğrafyada büyüyen eşcinselin hayat mücadelesine destek olmadıkça, eşcinsel bireyler günümüz değerler sistemi varoldukça acı çekmeye mahkum kalacaklardır. Bir millet olduğu gibi yok olabilir, bir ideoloji tarih sayfalarından silinebilir, bir din insanların üzerinde etkisini kaybedebilir, bir dil başka bir dilin altında asimile olup unutulabilir ama insanoğlu var oldukça eşcinsellik te varolacaktır. Unutmayalım; inasanın mutlu yaşayacağı başka bir dünya mümkün!

Modern Strata

Bir Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir