Ötekileşmenin Karanık Yüzü

Sabah dört suları, dışarıda termometreler eksileri gösteririken bir sokak çocuğu ayağında parçalanmış spor ayakkabısı – kim bilir hangi orta sınıf mahallenin çöplüğünden buldu da giydi ayağına o spor ayakkabıları- gece barlardan ve eğlence mekanlarından dağılan insanların peşinden koşturarak mendil satmaya çalışıyor. Aynı paralelde yürüyoruz. Artık olağan hale gelmiş bu duruma insanların tepkisi bir hayli ilginç. Kimisi “-çekil ayak altından pis Kürt!” diyor, kimisi “-nasıl şoparsın sen, çal dabruka da göbek atalım” diyor, kimisi çocuğun yüzüne bile bakmadan eliyle itip yoluna devam ediyor, arada ona acıyıp soru soranlar da var.

Bu sorular esnasında mendilci çocuğun üç dört arkadaşıyla terk edilmiş yıkık bir rum evinde kaldığını öğreniyorum. Fakat bunları anlatırken hiç kendisini acındırmıyor. Hatta soru soran genç kadına “-abla çok iyisin sen, al bi tane sende kalsın, burnun üşüyordur şimdi ama ısınınca ağlamaya başlayacak, bu mendile ihtiyacın olacak” diyor, genç kadın gülümsüyor cebinden 5 lira çıkarıyor. Mendilci çocuk “-abla ben dilenci değilim, içimden geldi sana hediye ediyorum” diyor. Genç kadın hafif utanmış mendili alıp başı önünde ayrılıyor mendilci çocuğun yanından. Çocuk beni farketmesin diye diyaloğu dinlediğim yerden ben de uzaklaşmaya başlıyorum. Arkama dönüp manzaraya baktığımda, o kalabalık istiklal caddesi gecesinde tek başına bir mendilci çocuğu ve çocuğun mendil satmak için yaklaştığı insan(cık)ların çocuktan kaçışlarını görüyorum. Ben de aynı kalabalık içerisindeyim artık, öteki olmamanın verdiği hafif gururla ve ötekine karşı hafif acıma duygusuyla sıcak evime doğru ilerliyorum. Artık ben de kalabalıktan biriyim.

Modern Strata

 

Bir Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir